Giriş : Kayıt Ol 

Ocak Başkanımız / Yönetim /  Ocağımızın Resimleri /  Basında Bizim Ocak  / Ocağımıza Ulaşım-Impressum


 Faliyet Resimlerimiz
· Monitor
 Atatürk
 Başbuğ Türkeş
 Lider
 Ülkücülük
 Kızıl Elma
 Dokuz Işık
 Bozkurt
 Abide Şahsiyetler
 Türk Tarihi
 Kan Uykusu
 youtubedeki videolarımız
 Osmanlı Padişahları
 Türk Tarihi
 Ülkücüye Mektuplar

 Islamiyet
 Kuran-ı Kerim
 Sevgili Peygamberim
 Peygamberler
 Kuran öğreniyorum
 Namaz vakitleri
 Namaz Dua ve Sureleri
 Genel Konular
 Fikir Meydanı
 Canlı Yayın
 İl İl Türkiye
 e-Devlet bağlantıları
 Müzik
 Video ve Sunumlar
 Basında Biz
 Ziyaretçi Defteri
 Haber
 Özel Mesajlarınız
 Üye Listesi
 İletişim Formu
 Bizi Tavsiye Edin
 Üyelik Bilgileriniz
 Site Bağlantıları


Bağlantılar
· M.H.P
· Ülkü Ocakları
· Türk Federasyon
· Ülkücü Dünya
· Mekanım sitesi
· Ülkem ilkem Ülküm
· Araz dergisi
· Doğu Türkistan
· Bizim Ocak.net
· Istanbul Ülkü Ocakları
· Yusufiyeliler
· KIBRIS 1974
· Ülkü Birliği
· Hollanda Ülkü Ocagi
· Bozkurtmhp.com
· Cihan Hakimiyeti
· Hilal Haber
· Yalniz Kurt
· Ülküdaşım
· Ülkücü Haber
· Haber Erk
· Radyo Turan
· Alperen Bozkurt
· Bozkurt Sesi
· 2023Istanbul
· Ortadogu Gazetesi
· Yeni Cag gazetesi
· Gök bayrak dergisi
· Gazeteler
· Erdemli Haber
Veda Hutbesi

 

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

 

11111111
  Başsağlığı
  Duyurular
  Haberler
  Kutlamalar
  Teşkilat
  Basından Seçmeler
Site Mesajcısı
Toplam Üye: 942
Bu günkü üyeler: 1
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 52
Nickname
Şifre

MÎLLÎ HEDEFLER

Tarihin en eski çağlarından beri milletler arasında devamlı bir mücadele ve yarışma vardır. Her millet kendi varlığını yükseltmek ve diğer toplumlar üzerinde hakim kılmak için amansız bir çaba gösterir. Milletler arasındaki bu mücadeleden habersiz bulunmak, hayatın katı gerçeklerini bilmezlikten, görmezlikten gelmek olur. Medeniyetin ve tekniğin çok ileriye gittiği iddia edilen çağımızda milletlerin birbiri arasındaki üstünlük, kuvvet ve refah mücadelesi eskiden olduğu gibi bugün de bütün şiddetiyle devam etmektedir. "Hak kuvvetindir..." ilkesi dünyanın var olduğu gündenberi milletler arası münasebetferde hükmünü yürüten tek ilke olmuştur. İnsan hakları beyannamesine ve Birleşmiş Milletler Anayasası'na rağmen 1971 yılı aralık ayı içerisinde Pakistan'ın uğradığı ağır taarruz ve tecavüzler bunu act bir şekilde tekrar gözler önüne sermiştir. 1968 yılında Çekoslovakya'nın ve 1956 yılında Maceristan'ın başına gelenler de içinde bulunduğumuz katı gerçeklerin canlı delilleridir. Milletler arasındaki mücadele şuurundan mahrum olan toplumlar başkalarının boyunduruğu altına düşerler. Bu gerçekleri göz önünde bulundurarak Türk milletinin haklarını korumak ve daima saydırabilmek için kuvvetli olmaya ve kuvvetli olmanın yolunu bulmaya mecburuz.
Yeryüzünde insanlar, milletler toplulukları halinde yaşamaktadırlar. Her milletin kendine göre özellikleri, yaşayışı ve dünya görüşü vardır. Bu değişik toplulukların taaliyetlerinin sonucunda, dünya'yı renklendiren çeşitli kültürler ve medeniyetler meydana gelmektedir. Bir toplum için başka toplumları körü körüne taklit etmek çok tehlikelidir. Her milletin kendine mahsus manevi inançları,
adetleri, milli kültürü, milli bir dünya görüşü olması gereklidir. Bunlar olmadığı takdirde veya eskimiştir İhtimaliyle yıkılıp tahrip edilerek yerlerine yenileri konulmadığı takdirde, o toplum tehlikeli bir inanç ve fikir boşluğuna yuvarlanmış olur. Milletler, yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçlen tarafından yokedilmeden önce manevi ve fikri güçler tarafından esaret altına alınırlar. Böyle bir duruma düşen toplumun esir ve yokolrnası kesin bir hale gelir. Milletlerin kuvvet kaynağını teşkil eden ve toplumları yükselten ana ilkeler gayet özet olarak şöyle sıralanabilir.
1 - Yüksek, manevi ve sağlam ahlâk sahibi olmak,
2- Kuvvetli milli şuur ve milliyetçilik ruhu taşımak.
3- İlim ve teknikte en yüksek seviyeye ulaşmak.
4- Sanayide ve tarımda modern, kitle halinde çok
üretim yapabilmek.
İşte ilk bakışta basit gibi görünen bu ilkeler milletlerin kudretli olmaları, refah ve mutluluğa ermeleri için biricik çıkar yolu göstermektedirler. Türk Milleti ikiyüz yıldan beridir bu ana meselelere eğilecek yerde, hakiki yükselişle hiç ilgisi olmayan taklitçilik ve şekilcilikle ilgili bulunan adi didişmelere kendisini kaptırmıştır. Türk aydınları ve Türk yöneticileri için Batılı ülkelerin sığıntısı olmak bir ideaî olarak benimsenmiştir. Kürk milleti için bundan daha korkunç bir felaket düşünülemez. Batıda görülen gelişmeleri almak ve fakat milli kültür ve medeniyetimizi yaratmak ve hiç kimsenin sığıntısı olmamak düşüncesi bizim için benimsenecek yol olmalıydı. 3 üncü Selim zamanından beri kalkınma çabalarına girişilmiş olmakla beraber, bugüne kadar bir sonuca ulaşılamamıştır. Aksine olarak Türk milletinin temel, sosyai ve ekonomik konularına, sorunlarına dinmeyen kısır didişmeler yüzünden devamlı felaketlere ve yıkıntılara uğramış bulunuyoruz. Milletimizin sağlam bir adalet düzenine dayanan sarsılmaz bir nizama ve hummalı çalışmalara ihtiyacı vardır.
Türkiye'nin yükselişi dışarıdan ithal edilen fikirlerle olamaz. Hiç bir yabancı Türk milletinin menfaatlerini, Türk Milletinin kendisi kadar düşünemez. Bugün yurdumuzda dışardan ithal edilmiş bulunan komünizm, faşizm veya kapitalizm fikirleriyle Türk Milleti yok edilmek istenmektedir, Türk gençleri yabancıdan gelen ve Türk Milletinin değil başkalarının menfaatini temin etmek için yurdumuza sokulan yikıcı fikir akımlarına karşı şahlanmalıdır.
Davalarımızın çözümü, kendimize dönmek, sarsılmaz bir birlik halinde elele vermek ve geceli, gündüzlü çalışmaya girişmekle mümkündür.
Toprak bütünlüğümüzü devletimizin ve milletimizin bölünmezliğini hedef almış olan hainane faaliyetlere karşı Türk milleti olarak ayağa kalkmalıyız. Türk gençliği için, milli vazifenin ilk şartı olarak milliyetçilik ve Türkçülük gelmektedir. Bozkurtlar olarak, 9 Işıkçılar olarak gençlerimizi yeni büyük bir savaş beklemektedir. Bozgunculuğa, tembelliğe, ahlâksızlığa, cehalete, yalancılığa karşı büyük bir savaş... Türklüğü inkâr eden, Türk milletinin birliğine ve bütünlüğüne karşı çıkan komünizme, bölgeciliğe, mezhepçiliğe ve diğer çeşit bölücülüğe karşı amansız bir savaş...
İşte bunun için milliyetçi hareketi başlatmış olduk.
Milliyetçi hareket, ülkücülüğü ve gerçekçiliği birlikte yoğurarak yeni ufuklara doğru Türk milletinin kanatlanışını öngörmektedir. Gayemiz, Türk milletini insanca ve ilmî usullerle en kısa yoldan, kendi gücü ile
ayakta durabilecek, kuvvetli, refahlı, mutlu; hak ve şereflerine sahip bir toplum haline getirmek ve modern milletlerin en ön safına geçirmektir.
Gayeye ulaşmak yollarımız ise, Türk milletini uyandırmak, ona yeni bir yaşama gücü ve hızı vermek, milli tarihe ve Türklük şuuruna dayanan, modern, ilmi ve yüksek ahlakı önder kabul eden yeni bir yaşama felsefesi ile doldurarak çalışmaya ve harekete sevketrnektedir. Vatandaşlarımıza içten ve dıştan çevrili bulunduğumuz tehlikeleri anlatmak ve yurdumuzun kurtuluş ve yükseliş davasına halka maletme sureti ile büyük hamleyi gerçekleştirmekdir. Gayeye ulaşabilmenin diğer yollarından'birisi ise; millete önderlik edecek olan aydınları yetiştirme, onları halk sevgisi ile doldurarak kişisel bencillikten uzak, halk gibi, halkla beraber yaşayarak halk için çalışan insanlar durumuna getirmek ve böylece halk ile aydtnı kaynaştırmaktır.
Dünya üzerinde yaşayan milletler ailesinin en şerefli, en büyük üyelerinden birisi olan Türklüğün yaşayabilmesi, yükselebilmesi, güçlü ve mutlu olabilmesi için yeni bir mücadeleye atılması gerekmektedir. Bu mücadele vatandaşlarımız arasında lekesiz ve hilesiz tam bir adalet ve hak düzeni kurulması mücadelesi olacaktır. Bu savaş geriliği, bilgisizliği, yoksulluğu yoketmek savaşı olacaktır. Bu savaş başkalarının pazarı olmaktan, başkaları tarafından sömürülmekten, başkalarından yardım dilenmekten kurtulmanın savaşı olacaktır. Bu savaş bizi sarmış bulunan ekonomik, sosyal, siyasî ve manevi her çeşit tutsaklık zincirlerini parçalama savaşı olacaktır. Her türlü art düşüncelerden ve ön yargılardan kurtularak, insan sevgisini ve insan haysiyetine karşı derin saygıyı esas alan, her hal ve şartlar içinde haksızlığa boyun eğmeyen asil bir başkaldırmak hareketi olacaktır.
insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısı olmak hareketini geliştireceğiz. Türk milletine çağlar üzerinden bir sıçrama yaptırarak onu ilimde, teknikte, yüksek manevî değerlere sahip olmakda, en yükseğe çıkarmanın savaşını vereceğiz. Bizi anlamayanlar, anlamak istemeyenler vardır ve daima olacaktır. Dar dünya'lar içinde bencilliğe dayanan çıkarlarının kölesi olan ruhlar bize düşmanlık etmeğe de varn edeceklerdir. Kıskançlığın, hasedin, sahteciliğin, yalancılığın, alçaklığın çirkefi içinde beslenen kimselerin aleyhimizde her çeşit faaliyeti yapmaları olağandır ve buna devam edeceklerdir. Milliyetçi hareketçiler, dokuz ışıkçılar, ülkücüler, sizler böyle yanlış yolda olanların da kurtuluşu, iyiliği ve uyandırılması için iğrenmeden tiksenmeden, ürkmeden ve korkmadan vakanızı ve inançlarınızı taze tutarak çalışacaksınız. Biz Türk Milliyetçileri, ülkücüleri olarak Türk Milleti için en güzeli, en iyiyi, en yükseği sağlamak üzere her engeli aşarak ve hiç birşeyden yılmayarak ileriye atılmalıyız. Elimizde hedefe ulaşmak için harcayabileceğimiz fazla zaman yoktur. Dünyanın en zengin toprakları üzerinde, en önemli bir bölgesi, tarihin gördüğü en güçlü devletleri kurmuş ve en şanlı orduları yürütmüş olan bir milleti, yoksul, geri, teşkilatsız, bakımsız, perişan ve dağınıklık içinde, kendi haline bırakmayacaklarını hatırdan çıkarmamalıyız.
Davranmalıyız, elele verip omuz omuza şahlanmalıyız: yokluktan bahsedenlere inanrnamalıyız. İmkânsızlık ve yokluk insanların her zaman yok etmeye muktedir oldukları düşmanlardır.
Yeni bir Türk mucizesi doğmalıdır. Doğacaktır. Belki yarın, belki yarından da yakın.

İçindekiler

Giriş
Bölüm 1
Bölüm 2
Bölüm 3
Bölüm 4
Bölüm 5
Bölüm 6
Bölüm 7
Bölüm 8
Bölüm 9
Bölüm 10
Bölüm 11
Bölüm 12
Bölüm 13
Bölüm 14
Bölüm 15
Bölüm 16
Bölüm 17


Copyright © 2002 - 2008
yildiraysari.com
- Sitede verilmiş bağlantıların içeriklerinden sadece site sahipleri, Yazılan yazılardan ise sadece yazarları sorumludur. Kesinlikle hiç bir şekilde sorumluluk bize ait değildir.