Giriş : Kayıt Ol 

Ocak Başkanımız / Yönetim /  Ocağımızın Resimleri /  Basında Bizim Ocak  / Ocağımıza Ulaşım-Impressum


 Faliyet Resimlerimiz
· Monitor
 Atatürk
 Başbuğ Türkeş
 Lider
 Ülkücülük
 Kızıl Elma
 Dokuz Işık
 Bozkurt
 Abide Şahsiyetler
 Türk Tarihi
 Kan Uykusu
 youtubedeki videolarımız
 Osmanlı Padişahları
 Türk Tarihi
 Ülkücüye Mektuplar

 Islamiyet
 Kuran-ı Kerim
 Sevgili Peygamberim
 Peygamberler
 Kuran öğreniyorum
 Namaz vakitleri
 Namaz Dua ve Sureleri
 Genel Konular
 Fikir Meydanı
 Canlı Yayın
 İl İl Türkiye
 e-Devlet bağlantıları
 Müzik
 Video ve Sunumlar
 Basında Biz
 Ziyaretçi Defteri
 Haber
 Özel Mesajlarınız
 Üye Listesi
 İletişim Formu
 Bizi Tavsiye Edin
 Üyelik Bilgileriniz
 Site Bağlantıları


Bağlantılar
· M.H.P
· Ülkü Ocakları
· Türk Federasyon
· Ülkücü Dünya
· Mekanım sitesi
· Ülkem ilkem Ülküm
· Araz dergisi
· Doğu Türkistan
· Bizim Ocak.net
· Istanbul Ülkü Ocakları
· Yusufiyeliler
· KIBRIS 1974
· Ülkü Birliği
· Hollanda Ülkü Ocagi
· Bozkurtmhp.com
· Cihan Hakimiyeti
· Hilal Haber
· Yalniz Kurt
· Ülküdaşım
· Ülkücü Haber
· Haber Erk
· Radyo Turan
· Alperen Bozkurt
· Bozkurt Sesi
· 2023Istanbul
· Ortadogu Gazetesi
· Yeni Cag gazetesi
· Gök bayrak dergisi
· Gazeteler
· Erdemli Haber
Veda Hutbesi

 

Veda Hutbesi

Bismillahirrahmanirrahim

EY İNSANLAR!

Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

İNSANLAR!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


ASHABIM!

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


ASHABIM!

Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

ASHABIM!

Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


İNSANLAR!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

İNSANLAR!


Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


MÜ'MİNLER!


Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

MÜ'MİNLER!

Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


ASHABIM!

Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

İNSANLAR!

Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

İNSANLAR!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

İNSANLAR!

Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

"-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

Şahid ol yâ Rab!

 

11111111
  Başsağlığı
  Duyurular
  Haberler
  Kutlamalar
  Teşkilat
  Basından Seçmeler
Site Mesajcısı
Toplam Üye: 646
Bu günkü üyeler: 0
Aktif Üye: 0
Aktif Ziyaretçi: 58
Nickname
Şifre
Cilt

 

Sevgili Peygamberim

Hazreti Muhammed SallallahuTâalaAleyhivesellem

Ciltlerin Üzerindeki Sayfa Numaralarına Tıklayın

        1-2-3-4-5               1-2-3-4-5-6         1-2-3-4-5-6-7         1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                              

             Cilt-1                    Cilt-2                    Cilt-3                     Cilt-4                    Cilt-5                       

        1-2-3-4-5-6-7             1-2-3                 1-2-3-4-5            1-2-3-4-5-6-7        1-2-3-4-5-6-7

                                                  

             Cilt-6                     Cilt-7                    Cilt-8                     Cilt-9                   Cilt-10       

                                                                             1-2-3-4-5-6-7

                                                                             

                                                                                  Cilt-11







Sevgili Peygamberimiz Şaban ayında da Hafsa




Sevgili Peygamberimiz Şaban ayında da Hafsa'yı Ömer bin
Hattab'dan istediler...böylece mahzun Hafsa radıyallahü anha'yı Peygambere
hanımlık; müminlere annelik tahtına çıkardılar.


Peygamberimiz'in, Hafsa validemize verdiği mehir,
dörtyüz dirhem...farklı sebeplerle gönlü kırık iki yüksek dosttan biri damatlık,
diğeri de Efendimize kayınpederlik şerefine kavuşuyordu. Hafsa hazretleri ise
herkesten üstün bir yere...her şey ne kadar muntazam ne kadar yerli yerince. Ne
gönül kırıklıkları kaldı, ne bir şey.


......


Aradan bir zaman geçtikten sonra, bir gün yeri ve
vesilesi gelince Hazreti Ömer, Hazreti Ebubekr'e sormadan edemedi:


-Ya kardeşim Ebubekr! Hafsa'yı sana teklif ettiğimde
niçin hiç bir cevap vermedin?


Hazreti Ebubekr aziz dostunun yüzüne sevgi dolu
gülücüklerle baktı:


-Çünkü O'nu Resulullah'ın isteyeceğini biliyordum.


Hazreti Ömer, heyecanına mani olamadı:


-E, peki bana niçin bu müjdeyi vermemiştin?


Üstün insan, bir umman kadar sâkindi:


-O'na ait bir sırrı nasıl açıklayabilirdim ki?


......


GÜNEŞ GİBİ CÖMERT: Zeyneb binti Cahş, Sevgili
Peygamberimiz'in halası Ümeyye radıyallahü anha'nın kızı. Babasının ismi Bürre;
iman etmeyince kendisine "Cahş" denildi. Zeyneb radıyallahü anha, ilk iman eden
müminelerden. Yetim, yoksul, kimsesizleri yedirip, içiren, giydiren, bol bol
sadaka dağıtan, akrabaları görüp gözeten ve akraba ziyareti/sıla-i rahme dikkat
eden çok cömert bir insan. Efendimiz, halasının bu kızını azatlı kölesi Zeyd bin
Harise'ye nikâhladılar...ancak bir zaman sonra Zeyd radıyallahü anh, eşinden
ayrılmak istediğini arz etmeye başladı. Peygamberimiz sebebini sordular:


-Niçin?


-Ya Resulallah, Zeyneb'den hiç bir kötülük görmedim.
Hatta hep iyilik gördüm...fakat Zeyd köle iken hür olmuş biri; O ise ana
tarafından Haşimoğulları mensubu; bana karşı nesebinin şerefi ile övünüyor;
hatta başıma kakıyor. İşte bu harekete dayanamıyorum ve bu sebeple boşanmak
istiyorum.


Efendimiz, aynı zamanda oğulluğu olan Zeyd'i teselli
etmeye çalıştılar:


-Bu sözlere ehemmiyet vererek hatununu boşama!


...ancak, Allahü teâlâ, Habibine bu boşanmaya / talaka
engel olmamasını buyurdular.


Bu sebeple Zeyd-Zeyneb çifti, boşandılar. Bu netice,
aynı zamanda bir bâtıl âdetin yıkılma imkânını da getirmişti. Öteden beri sürüp
gelen örfe göre; evlatlık, öz evlâd gibi kabul edilerek evlâd edinenin evlâtları
ile evlatlığın çocukları arasında nikâh akdedilemiyor ve yine bunun gibi meselâ
bir oğulluk ölse veya boşansa eşi ile evlilik yapılamıyordu.


Sevgili Peygamberimiz, bu yanlış geleneği ortadan
kaldırmak için Zeyneb binti Cahş'ı kendilerine hanım olarak almayı düşündüler.
Çünkü, mubarek kadın, bir asilzade olmasına rağmen eski bir köle ile evlenerek
islâmiyette imtiyazlı sınıf olmadığının ilk örneği olmuştu. Şimdi de
evlâdlıklarla ilgili yersiz bir âdetin yıkılmasına vesile olabilirdi. Efendimiz,
önce bu yüzden kendisi ile evlenmek istiyorlardı. İkinci olarak da seçkin bir
aile üyesinin boşanmış olarak kalması uygun olmayacağından Zeyneb radıyallahü
anha'yı taht-ı nikâhlarına almayı arzu ediyorladı.


Peygamberimiz, boşanmanın üzerinden üç ay kadar bir
zaman geçtikten sonra Hazreti Zeyneb'e haberci göndererek fikrini sorular:


-Zeyneb binti Cahş, Allah'ın Resulü ile evlenmek ister
mi?


Bir hanım için Peygambere zevce olmaktan üstün bir
şeref olabilir mi ki?.. Hazreti Zeyneb, çok sevindi ve hemen odasına çekilerek
iki rekât namaz kıldı. Allah'a yöneldi ve öyle bir istekte bulundu ki, olursa o
kadar olur:


-Ya Rabbi! Resulün bana talib. Eğer böyle bir izdivaca
rızan varsa beni O'na sen ver.


......


Peygamberimize ahzab suresi otuzyedinci ayeti kerimesi
inzal oldu. Mealen buyuruluyordu ki:


-Zeyd o kadından alakasını kesince biz, O'nu sana
nikâhladık.


Resulullah Efendimiz, Zeyneb radıyallahü anha'ya
dörtyüz dirhem altın mehir verdiler.Yüce Allah'ın duasını kabul ettiği bu yüksek
kıymet sahibi hanımefendi, Kâinatın tâcı ile hayatını birleştirdiğinde otuzsekiz
yaşında bulunuyordu.


......


Zeyneb binti Cahş, kavuştuğu nimetin şükrünü dile
getirmek için zaman zaman şöyle derdi:


-Başkalarını babaları, kocalarına verdi. Beni ise
Resulullah'a doğrudan ve bizzat Allahü teâlâ nikâhladı..


Efendimizin bir diğer mubarek eşi, güzel annelerimizden
Aişe radıyallahü anha, Zeyneb validemizi şöyle anlatırlar:


-Haram ve şüphelilerden uzak durmakta, hakikati
söylemekte, akraba ziyaretine düşkünlükte, bol sadaka vermekte ve hayır-hasenad
işlemekte Zeyneb'den üstün bir hanım görmedim.


El hünerinde de gayet becerikli olan Zeyneb binti Cahş,
o kadar cömertti ki, göz nuru dökerek işlediği nadide eşyaları ve eline geçen
her şeyi akrabalarıyla fakir-fukaraya dağıtırdı.


O kadar cömert ki; güneş gibi...


...kuvvetli bir edebiyatçı olması da gönül
zenginliğinin bir başka delili.


ÇOCUK KOKUSU: Hicri üçüncü yıl Ramazan ayının ortaları.
Hazreti Fatıma radıyallahü anha, hamile...doğum günleri yakın. Bu haber
Peygamberimize arz edilince, Esma binti Ümeys ve Ümmü Eymen radıyallahü anha'yı
ayetel kürsi, felak ve nas surelerini okumaları için sevgili kızlarına
gönderdiler.


......


Çocuk dünyaya gelince Resulullah Efendimiz, Hazreti Ali
ve Hazreti Fatıma'nın evlerine geldiler. Allah Resulü'nün istemeleri üzerine
Esma binti Ümeys, çocuğu sarı renkte bir örtüye sarılmış olarak huzura
getirdiler. Peygamberimiz:


-Bebeği sarı örtüyle sarmayınız, buyurdular.


Bunun üzerine Esma radıyallahü anha, çocuğu götürerek
beyaz bir örtüye belenmiş olarak geri getirdiler.


Peygamber Efendimiz, bebeği kucağına alarak sağ
kulağına ezan, sol kulağına kamet okudular ve ismini Hasen/Hasan koydular ki
mânâsı güzel demektir. Hasan o güne kadar bilinmeyen bir isim. Efendimiz, bebeğe
isim verdikten sonra damağına yumuşak hurma sürdüler. Bebeğe süt anneliği
Hazreti Abbas'ın hanımı Ümmül Fadl yaptı.


Yedinci gün bebeğin saçı kesilerek fakirlere
ağırlığınca gümüş sadaka verildi ve ayrıca akika olarak da iki koç kesildi. Ve
yine o günlerde bebek sünnet ettirildi.


Efendimiz, Hasan radıyallahü anhı ne kadar çok
sevdiler, ne kadar. Zira "Çocuk kokusu, cennet kokusu" mubarek sözleri de onlara
ait. Bu kadar merhamet dolu bir sözün sahibi, tabii ki çocukları çok sever; hele
o öz canı bir güzel bebek ise...


 


UHUD,


KÜÇÜK


CİHADDAN


BÜYÜK


CİHADA.


 


Bedr Savaşının üzerinden bir sene geçmiş olmasına
rağmen Mekke'de hâlâ öfkeler, alev alev. Müşrikler, ne mağlubiyeti
hazmedebiliyor; ne de kaybettikleri kardeş, koca, baba gibi en yakınlarını
unutabiliyorlar.


...ateşli üç müşrik genci, Saffan bin Ümeyye, İkrime
bin Ebi Cehil, Abdullah bin Rebia, Mekke'nin yeni reisi Ebu Süfyan'a gittiler:


-Ya Eba Süfyan!


-Sizi dinliyorum gençler! Hoş geldiniz.


-Bu kahredici mağlubiyet lekesini alnımızda daha ne
kadar taşıyacağız?


-Ayakta kalmayın! Oturun bakalım...


-Zaten bugüne kadar oturmaktan başka ne yaptık ki?


Ebu Süfyan sordu:


-Bir düşündüğünüz var mı?


-Var ya Eba Süfyan!


-Evet sizi dinliyorum.


-Şam seferinden ne kadar kazanç elde edildi?


-Ellibin altın. Bunu hepiniz biliyorsunuz?


Gencin biri reise sordu:


-Bu para Da'rün Nedve'de saklı değil mi?


-Evet.


Bir başka genç bir teklif yaptı.


-Öyleyse ya reis bu kârı ikiye ayırsak ve yarısını
silaha, diğer yarısını asker toplamaya harcasak; nasıl olur?


-Şayet bu parada hissesi olan herkes razı olursa gayet
güzel olur.


Ateşli gençlerden biri patladı:


-Hele hayır diyecek biri çıksın!


-Hadi bakalım öyleyse. Gösterin hünerinizi.


...


İkna kabiliyeti yüksek ve konuşması güzel Amr bin Âs,
Cübeyr bin Dehl, Abdullah bin Zeb'ari ile Şair Ebu Uzze Cemhi'yi seçerek, asker
vermeleri için kabilelere yollamak istediler.


...Ebu Uzze, önce kendisine yapılan teklifi reddetti.
Zira; Bedr cenginde esir düşmüş; fakat bir daha müslümanlara karşı asla
savaşmayacağına dair kahraman Peygambere söz vermesi üzerine fidye alınmadan
serbest bırakılmıştı. Şimdi gelenlere bu vaadini hatırlatıyordu:


-Gelemem, sözüm var. Bir daha düşmanlık etmemek ve
aleyhlerinde faaliyette bulunmamak üzere Bedr'de Muhammed'e söz verdim.


-Canım, düşmana verilen bir söz.


-Söz ya. Bana yapılan iyiliğe nankörlük edemem.


Saffan bin Ümeyye; Ebu Uzze'nin damarına bastı.


-Korktuğun için gelmiyorsun. Söz bahane.


-Eğer korksaydım Bedr'e gitmezdim.


-Ama şimdi korkuyorsun. Bak benzin sapsarı!..


-Yalancı! Beni de kendine benzettin!.. Yürü nereye
isterseniz oraya gidiyoruz.


Saffan bin Ümeyye neş'elendi:


-Eğer sağ dönerseniz seni zengin yapacağım. Ölürsen,
kızların kızlarımdır. Onları kendi kızlarımdan ayırmayacağım. Sen yeter ki
hey'ette ol. Dilinle yardımcı olmasan bile, varlığınla bizi destekle.


...önce Tilame bölgesine gittiler.


......


Mekke'de artan bir hızla hareketlenme başladı.
Silahlar, atlar, develer alınıyor; gönderilen temsilciler, Sakıf, Beni Mustalik,
Beni Hevn İbni Huzeyme, Beni Haris İbni Abdi Menat ve Kinane kabilelerinden
asker topluyorlardı.


Açılan Mekke bayrakları altında biriktiler. Hem de az
zamanda ve sür'atle. Sancağın birini Talha bin Ebi Talha, birini Üveyf bin
Süfyan taşıyordu. Üçüncüsünü de bir başkası. İntikam hırsı ile yanıp tutuşan üç
bin müşrik, kısa zamanda Mekke meydanında biraraya geldiler.


Sefere bütün Kureyş asilzadeleri katılıyordu. Üç bin
deve ve iki yüz at tedarik etmişlerdi. Askerin yedi yüzü zırhlıydı.


Zırhlar içindeki Ebu Süfyan, alımlı bir at üzerinde
görünürken.


Bir anda her taraf çın çın öttü:


-Yaşşa Ebu Süfyan! Yaşşa Kureyş!!..


Ebu Süfyan, ordusunun karşısına geçerek bir nutuk
verdi. İşte nutkun en keskin sözleri:


-Yesrib'i basacak; Muhammed ve müslümanları kılıçtan
geçireceğiz. Bu seferin gayesi budur.


Müşrik ordusu, Ramazan ayının yirmibeşinde Ebu Süfyan
komutasında büyük bir velvele ile harekete geçti.. En fazla şamata yapanlar
Safvan bin Ümeyye'nin teklifi ile sefere katılmış ve ordunun önü sıra yürüyen
on-onbeş kadındı. Ellerinde tefleri ile intikam ağıtları söylüyorlardı..


Nevfel bin Muaviye, ağzını açacak oldu:


-Kadınlar gelmese olmaz mı ya Eba Süfyan? Bir
mağlubiyet olursa akıbetleri n'olur?


Der demez, Bedr savaşında pederi Utbe, amcası Şeybe ve
biraderi Velid katledilmiş olan Ebu Süfyan'ın karısı Hind binti Utbe, bir dişi
kaplan gibi atıldı:


-Sus! Sen ne konuşuyorsun öyle korkak? Karılarınıza,
çocuklarınıza kavuşmak için Bedr'i bırakıp kaça kaça geldiğinizi unuttuk mu
sandınız?


-Kim, ben mi?


-Sen ve senin gibi, ödlekler.


-İftira...


-İftira miftira değil! Bu defa hele bir kişi kaçmaya
yeltensin bakalım...


...aslında Ebu Süfyan da Nefelle aynı fikirdeydi ama bu
çok sert muhalefet karşısında renk vermedi ve yorulduğunda hanımı binsin diye
devesine hevdec yaptırdı. Bazı müşrikler de hevdec yaptırdılar.


...


Asker, binek, zırh ve silah bolluğu müşrikleri
kendinden geçirmişti. Teflerin sustuğu anlarda bir ağızdan bağırıyorlardı:


-İntikam!


-Kureyş'in intikamı alınacak, intikam..


-Lat bizimle, Menat bizimle, Uzza bizimle..


......


Allah düşmanları, Medine üzerine böyle mağrurane
yürürken Mekke'de bir şahıs, bütün olup bitenleri, asker sayısını, silah
sayısını ve her şeyi kaleme alarak Son Peygambere bir mektup yazdı....kimdi bu
hayırlı adam?


Bu adam, Sevgili Peygamberimiz'in amcası Abbas bin
Abdülmuttalib radıyallahü anh. Bedr cengi sırasında esirken müslüman olan ve
bunun üzerine Peygamberimizin emri ile Mekke'ye geri dönen; ancak imanını açığa
vurmasına izin verilmeyen ve Mekke'deki hadiseleri Medine'ye haber vermekle
vazifelendirilen sahabi.


Hazreti Abbas, mektubu yazıp bitirdikten sonra kapatıp
mühürledi ve Gıfaroğulları kabilesinden bir kimseyi ücretle tutarak emaneti
kendisine teslim ve sıkı sıkıya tenbih etti:


-Bu mektubu en geç üç gün içinde Yesrib'e götürerek
Ebülkasım'a vereceksin. Bu da fazlasıyla ücretin.


İşte Sevgili Peygamberimizin, Hazreti Abbas'ın
Medine'ye taşınmasına izin vermemesindeki sır.


...


Resulullah Efendimizi Medine'de bulamayan Ulak, Kuba'da
mescidden çıkarken gördü ve mektubu teslim ederek yanlarından ayrıldı.
Peygamberimiz mektubu Übeyye bin Kâb radıyallahü anh'a okuttuktan ve mevzuunu
kimseye bahsetmemesini emrettikten sonra Sa'd bin Rebi radıyallahü anh'ın evine
gittiler ve bu sahabi ile gelen haberi konuştular... Hazreti Abbas'ın
yazdıklarını Efendimiz Hazreti Sa'd'e bahsederken Sa'd'in hanımı da işitmiş...bu
sebeple haber kulaktan kulağa fısıldanarak kısa zamanda yayıldı.


Peygamberimiz, derhal Medine merkezine döndüler...
Hemen şehir çevresindeki nöbetçi sayısı takviye edildi, Sa'd bin Muaz ve Usseyid
bin Huzeyr, bir manga askerle Peygamber Efendimizin evinin etrafında nöbet
tutmaya başladılar.






--Hazırlayan: www.nfk.gen.tr--Sevgili_Peygamberim--


Copyright © 2002 - 2008
yildiraysari.com
- Sitede verilmiş bağlantıların içeriklerinden sadece site sahipleri, Yazılan yazılardan ise sadece yazarları sorumludur. Kesinlikle hiç bir şekilde sorumluluk bize ait değildir.